Deneme

Yemekte Eşinin Ağzına Verdiğin Lokmada Sevap Var…

Başlığımız sahih bir hadis-i şerifin müjdesidir bize. Bazen ailemizin geçimi ile uğraşırken bunun bir zorunluluk olduğunu, olağan rutin bir şey zanneder bu yaptıklarımızın her hangi bir ecre taalluk etmediğini düşünebiliriz. Yani herhangi bir mükafat gerektirecek bir durum arzettiğini düşünmeyiz.

Halbuki namaz kılmak da zorunlu olduğumuz bir ibadettir, Allah’ın yasaklarından kaçınmak da zorunludur nazarımızda. Bir şeyin zorunlu olması ondan mükafat gelmeyeceği manasına gelmez. Namaz kılınca sevap umduğumuz gibi bir yasağı işlemediğimiz için de ecir vardır.

Buna mukâbil eşimize, çocuğumuza, annemize babamıza yaptığımız harcamalardan da sevap ummak gayet tabiidir.

Cenâb-ı Allah’ın hiç bir salih ameli boşa çevirmeyeceği bilincinde olursak kendimize, ailemize ve çevremize iyilik yapmak, infakta bulunmak noktasında daha istekli ve bilinçli oluruz.

Hadis-i şerifimizin meâlini ve aslını okuyalım şimdi de:

Aşere-i mübeşşereden biri olan Sa`d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:

“Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ziyâretime geldi. Ona:

– Yâ Resûlallah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı? diye sordum.

Hz. Peygamber:

– “Hayır”, dedi.

– Yarısını dağıtayım mı? dedim. Yine:

– “Hayır”, dedi.

– Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Resûlallah? diye sordum.

– “Üçte birini dağıt! Hatta o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır.

Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın” buyurdu.

(Müttefekun aleyh; Sahih-i Buhârî, Cenâiz 36, Vesâyâ 2, Nefekât 1, Merdâ 16, Daavât 43, Ferâiz 6 ; Sahih-i Müslim, Vasıyyet 5)

عن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال: جاءني رسول الله صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي عام حَجَّةِ الوداع من وَجَعٍ اشْتَدَّ بي، فقلت: يا رسول الله، قد بلغ بي من الوَجَعِ ما ترى، وأنا ذو مال، ولا يَرِثُنِي إلا ابنةٌ أَفَأَتَصَدَّقُ بثلثي مالي؟ قال: لا، قلت: فالشَّطْرُ يا رسول الله؟ قال: لا، قلت: فالثلث؟ قال: الثلث، والثلث كثير، إنك إن تَذَرَ وَرَثَتَكَ أغنياء خيرٌ من أن تَذَرَهُم عالَةً يَتَكَفَّفُونَ الناس، وإنك لن تنفق نفقة تبتغي بها وجه الله إلا أُجِرْتَ بها، حتى ما تجعل في فِيْ امرأتك.
قال: قلت: يا رسول الله أُخَلَّفُ بعد أصحابي؟ قال: إنك لن تُخَلَّفُ فتعمل عملا تبتغي به وجه الله إلا ازْدَدْتَ به درجة ورِفْعَةً، ولعلك أن تُخَلَّفَ حتى ينتفع بك أقوام، ويُضَرُّ بك آخرون.
اللهم أَمْضِ لأصحابي هجرتهم، ولا تَرُدَّهُم على أَعْقَابِهِم، لكنِ البَائِسُ سعد بن خَوْلَةَ (يَرْثِي له رسول الله صلى الله عليه وسلم أن مات بمكة).

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün