Kitabın Sesi

Selahaddin Eyyûbî’den Katreler

Namazla Diriliş Programlarıyla şehir şehir gezerek seminerler veren Abdullah Yıldız’ın Minberin Sırrı Selahaddin Eyyûbî kitabını inceleyelim.

104 sayfa olması hasebiyle tarihi bir kitaba göre yeterli gözükmüyor. Ancak kitabı okutturan ise zaten bu ya. Fazla detaya inmeden tarihi şahsiyeti ve onun ekseninde gerçekleşen olayları, tarihe iz bırakan Kudüs’ün Fethini sistematik bir şekilde az, öz ve akıcı bir üslupla anlatmış yazar.

Minberin hikayesi de kısa ama etkileyici.

Kitabın genelinde bulunan bir özellik ise tarihçilerin büyük komutan Eyyûbî hakkındaki övgü dolu sözleri. Bu övgülerin bir kısmı sürekli kendini tekrarlayıp durmuş. Olsun varsın Selahaddin Eyyûbîye az bile Allah rahmet eylesin…

Kitapta gördüğüm bazı eksiler ise yazarın “Vikipedi”yi kaynak olarak alması. Bu bence konunun ciddiyetini düşüren bir husus. Vikipedi’nin ilkokullarda kurtarıcı bir ev ödevi ağı olmasının dışında araştırmacı yazarların da bu ağa düşmesi üzücü.

Tabi kitap genel olarak sağlam kaynaklarla desteklenmiş.

Yazar Abdullah Yıldız’ın kalemine sağlık. Gençlerin kolayca sindirip sıkılmadan okuyabilmeleri noktasında Eyyûbi için yazılmış güzel bir eser.

Kitapta gördüğüm önemli kısımları sizlerle de paylaşmak istedim. Rabbim aramızdan nice Selahaddinler çıkara İnşâAllah, âmin…

Minberin Sırrı Selahaddin Eyyûbî’den 10 Can Alıcı Söz

Ey Allah’ım! Mübarek Kudüs’ü Haçlılardan
kurtarıp, şu güzel minberi de Mescid-i Aksa’daki yerine koymadan, gülmek bana haram olsun!’ (s.14)

Tarihçiler ve günümüz Müslümanları Selahaddin Yusuf Eyyübî’nin Türk mü, Kürt mü, Arap mı (hatta Fars mı) olduğunu tartışa dursunlar; rivayetlere göre o (Selahaddin), kendisine “kim” olduğunun sorulduğu her seferinde şu muhteşem cevabı vermiştir:

“Ben Selahaddin-i Muhammedi’yim!” (Ben Hz. Muhammed’in ümmeti Selahaddin’im!) (s.31)

“Selâhaddin Eyyubi’nin hayatının yegane amacı ölünceye kadar İslâm’a hizmet etmek, İslam’ı yeryüzünde galip kılıp zafere eriştirinceye kadar kâfirlere karşı cihad etmekti.

Onun, “Ben, Allah yolunda cihad eden bir hizmetçiyim.” sözü bu adanmışlığını yansıtır.” (s.42)

“Tarihçi İbnu’l-Esir der ki: ‘Sayısız tarih kitabı okudum. Hulefâ-i Râşidîn ve Ömer b. Abdülaziz’den sonra onun derecesinde bir hükümdar geldiğini görmedim.’ ” (s.50)

“Bundan sonra bütün gücümüzü, kuvvetimizi ve imanımızı Kudüs’ün kurtuluşu için hazırlayıp Allah’a dayanacağız! Size ve bize yakışan budur!” (s.56)

“Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.” (s.59)

“Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki!” (s.60)

“Camilerimiz sabah namazlarında bomboş iken, hangi yüzle Allah’tan yardım dileyebiliriz?” (s.63)

“Seneler geçti ben bir tek namazımı dahi cemaatsiz kılmadım.” (s.95)

Sultan Selahaddin Eyyûbî’nin, hayatının son demlerinde, kefen bezini bir mızrağın ucuna bağlatıp Şam sokaklarında dolaştırarak şunları söylettiği bilinir: Ey ahali! Şarkın hâkimi Sultan Selâhaddin ölmek üzeredir ve ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir. Geçici dünyaya aldanmayın ve yalnız Allah’ın emirlerine uyun!” (s.89 / Minberin Sırrı Selahaddin Eyyubi, Abdullah Yıldız, Pınar Yay., 5. Baskı)

Kişinin ahirete açılan yolundaki ilk durak kabirde bez parçası da bir müddet sonra çürüyecek ahirete bez parçasıyla da gidilemeyecektir. O halde ahirete götürmek için elimizde ne var şimdi muhasebe etme vakti…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün