Röportaj

Mehmet Önder ile “Ne için ve Kimin için Sanat?”

Hayatınızı, davanızı şekillendirirken Kültür ve Sanat ile iç içe olduğunuzu görüyorum bunun sebebi nedir?

Çok teşekkür ediyorum çünkü pek çok konuya temas edilebilecek bir soru. Tabi zamanımız, yerimiz kısıtlı olduğu için çok özetle söyleyeyim: Ölüm ile ilgili benim bir çıkmazım vardı açıkçası çocukluktan bu yana. İnsanlar doğuyor ve öleceğini bilerek yaşıyor, hayatın çok kısa olduğunu ve çok çabuk geçtiğini söylüyor ama hiç ölmeyecekmiş gibi güle oynaya yaşıyor hatta kötülükler yaparak yaşıyor, çok enteresan ama mal mülk de biriktiriyor sonsuza kadar yaşayacakmış gibi… Fakat ölüp gidiyor sonunda. Sonra gidenlerin haline baktığımız zaman bu insanların adı bir nesil sonra unutuluyor. Artık mezarını kimse ziyaret etmiyor. Belki yüzyıl sonra mezar da ortadan kalkıyor. Fakat âlimlerin, insanlığa büyük hizmetlerde bulunmuş kişilerin, önemli tarihi şahsiyetlerin ve sanatçıların unutulmadığını görüyoruz. Ben sanatçılara bu açıdan özendim çünkü bir sanatçı ortaya koyduğu eserlerle o eserler yok oluncaya kadar tanınıyor, biliniyor.

Tıpkı yaşıyormuş gibi ondan bahsediliyor. Aslında sadece fiziksel olarak ölüyor. Örneğin; şu an içinde bulunduğumuz kütüphanemde yaklaşık beş bin kitap var. Bu kitapların diyelim ki 4000’inin yazarı ölmüştür. Lakin onların fikirleri bu kitaplar içerisinde duruyor. Yani fiziksel olarak ölmelerine rağmen sanatçılar, mütefekkirler, münevverler aslında fikri anlamda yaşıyor. Bak mesela masamın üstünde Refik Halit Karay’ın bir eseri var. Ben bunu okuduğum zaman onun hangi meseleye nasıl baktığını buradan görebiliyorum, işte ben bu duruma çok özendim fakat hangi sanat dalında çalışacağım hususunda bir karar veremedim, çocukluğumda işte bazı sanat dallarında denemelerim oldu. Her genç gibi şiir denedim, olmadı; resim dersinden anladığım kadarıyla resim konusunda kabiliyetli değildim; bize blok flüt çaldırırlardı, onu da sevemedim derken tevafuklar zinciri neticesiyle konservatuvarın kapısında buldum kendimi, üstelik daha önce hiç tiyatro seyretmemiş ve yapmamış bir insan olarak. Allah nasip etti ve binlerce kişinin içinden seçildik ve başladık.

Benim bütün hikayem ve sanatla yolumun kesişmesi tamamen tevafuklara dayalıdır. İşte evimizde o zaman bir gazetenin vermiş olduğu ansiklopedi seti vardı, ben o seti açardım, karıştırırdım. Özellikle sanatçıların hayat hikayesini okuduğum zaman çok özenirdim, yüzlerce yıl önce ölmüşler ama o ansiklopedinin içindeler, bir gün “Acaba ben de bu ansiklopediye girebilir miyim?” derdim. Hâlâ aynı şeyi söylüyorum… Şu ana kadar yaptıklarımla giremeyeceğimi biliyorum. İnşallah, ümit ediyorum belki ileride olabilir.

Özgeçmişinize ve şu an yaptığınız işlere baktığım zaman çok çeşitlilik görüyorum, gençler olarak bizim bir mesleğin sınırından çıkamama durumumuz olabiliyor. Lakin siz birçok sanat dalıyla ilgilisiniz ve farklı alanlarda işler yapıyorsunuz, bunun nedeni ne olabilir?

Merak. İnsanlar gerçekten merak ettiği için edindiği bilgileri hafızasında tutar. Diğerlerini farkında olmadan bir süre sonra geri dönüşüm kutusuna atar. Bir arkadaşım beni şöyle tanımlamıştı “Diyelim ki bir kahveye oturduk ve müzik çalıyor. Çok güzel bir müzik, hepimiz çok beğendik. Mehmet sadece beğenmekle kalmaz gider o müziği o kahvede kim kontrol ediyorsa onunla konuşur, müziği kimin icra ettiğini öğrenir, onu not alır, sonra ilk fırsatta araştırır, o sanatçının diğer eserlerini de keşfeder bir süre sonra ve o müzisyenin her şeyini bilir.” bunu söylediğinde hayret ettim, çünkü çok doğruydu. Buraya kadar anlattıklarım kalıcı bilginin en önemli unsurunun merak olduğunu izah etmek içindi.

Benim farklı alanlarda iş yapıyor olmamın nedeni işte bu merak vesilesi ile öğrendiklerimi çaresizlik nedeniyle ilk gençlik yıllarımdan itibaren uygulamak mecburiyetinden geçiyor. Türkiye’de sanat icra etmek biraz meşakkatli ve zordur. Çünkü insanımız için sanat temel bir ihtiyaç değildir. Belki dünyada da değil ama burada olduğu kadar geri planda değil. Çabam kimseye muhtaç olmadan maddi olarak ayakta kalma çabasıydı o nedenle çok farklı alanlarda işler yaptım. Zaten başarı için iki şeye ihtiyaç vardır; mecburiyet ve tutku, ikisi aynı anda olursa başarı kaçınılmazdır.

Aldığımız eğitimin dışında başka neler yapabiliriz de hayatımızı devam ettirebiliriz görüşü olmalı. Çünkü artık herkes benzer diplomalara sahip, demek ki farklı bilgi birikimlerine ve meziyetlere sahip olmak durumundayız. Buradan genç arkadaşlarıma şöyle bir tavsiyede bulunmak isterim: mesela ben ilahiyat okudum ve sadece ilahiyatçı olabilirim diye düşünmesinler. İlahiyat okuyan bir insandan çok iyi bir şair, yazar, yönetmen olabilir. Dünyada çok örnekleri var “Şu alanda eğitim aldı ama o işi yapmadı, iyi ki de onu yapmamış şunu yaptı adam çok başarılı.” oldu falan derler. Bizim tarihimizde bunun çok örneği vardır, birini söyleyeyim: Ömer Hayyam matematikçidir, astronomdur ama aynı zamanda şairdir de filozoftur da… Kütüphaneme misafir olanlar “Aktör olmak için bu kadar çok kitap okumaya gerek var mı?” diye sorarlar, cevabı şöyle veriyorum “İnsan olmak için bu kadar çok kitap okumaya gerek var; sonra ilahiyatçı, sanatçı, doktor olursunuz zaten.” Talebe talep eden anlamına geliyor, hepimiz profesyonel bilgi talebeleri olmak zorundayız. Bir özeleştiri yapalım haydi; kafamızın dışını güzelleştirmek için harcadığımız çabanın ne kadarını içi için harcıyoruz? Bilgi kıymetlidir, emek ister, talep edilmelidir. Bilgiyi de ona o kıymetini verebilecek ve anlayabilecek, emek verebilecek insanlar talep ediyor zaten.

Şöyle diyebilir miyiz; iyi bir dinleyici olmanın, iyi bir ses ve sağlam bir kalem sahibi olmanın temelinde merak ve emek var?

Tabii önce merak sonra meşakkatli zamanlar. Çok daha eğlenceli vakit de geçirebilirsiniz lakin kalabalıklarda kaybolmamanın en işe yarar yöntemlerinden biri herkesin yaptığını yapmamaktır. Ve bir başka şeyse cahili bol olan bir toplumda en büyük tehlike kişinin kendini alim zannetmesidir. Çünkü artık çok az insan bilgiye kıymet veriyor. Araştırma hiçbir çağda olmadığı kadar kolaylaştı, bilgi edinmek hiçbir çağda olmadığı kadar pratikleşti. Kişinin en kıymetli ve bereketli azığı o meşakkatli zamanlarda edinilmiş bilgi ve tecrübeleridir.

Toplumumuzda birçok sanatçı var ve bu kişilerin sanat için farklı tanımları mevcut. Mesela Necip Fazıl’ın yazılarına, şiirlerine baktığımız zaman “Allah için sanat” temelini görüyorum ben, sizin bu konuda düşünceniz nedir? Sanat ne için, kim için olmalıdır?

Güzel bir isim söyledin, Necip Fazıl bu sorduğun sorunun cevabını: “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış, marifet bu gerisi, yalnız çelik çomakmış” diye veriyor. Evet çok güzel ve bence yeterli bu. Maalesef istisnalar vardır ama para kazanmak için yapılır hale gelmiş durumda sanat. Ecdadımız kitap yazarken Allah için yazar, bir şeyi söylerken Allah için söylermiş. Tarla besmeleyle sürülüyor, tohum besmeleyle atılıyor,  bitki besmeleyle sulanıyor, hasat besmeleyle yapılıyor, değirmen besmeleyle öğütüyor, hamur besmeleyle yoğruluyor, besmeleyle fırına veriliyor ve alınıyor, ekmek besmeleyle bölünüyor ve lokma besmeleyle ağza götürülüyor, işte bu ilahi bir zincirdir ve bu zincir Allah’ın rızasına talip olanların her anına sirayet ediyordu ve işte ecdadın yaptığı eserler bu vesileyle kendine hâlâ hayranlıkla baktırıyor. Bak günümüzde yapılan binalar yirmi sene geçmeden çöküyor. Peki 500 yıllık binalar niye çökmüyor? Allah rızası ile yapıldı, aklıselim kalbiselim ile yapıldı. Bu çok önemli, yani bir kimse neyi neden yaptığını düşünmelidir. O yüzden diyor ki Yunus Emre Hazretleri: İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır. Kendini ve haddini bilen Allah’ı bilir, Allah’ı bilen doğru, güzel iş yapar.

Emrah’cığım sana çok teşekkür ediyorum bu röportajı talep ettiğin için, ki biz seninle yıllardır görüşürüz tanışırız, sen benim çok sevdiğim kardeş mesafesinde gördüğüm bir arkadaşımsın. Okuyucularımıza buradan selam sevgi ve muhabbetlerimi iletiyorum Allah’a emanet olsunlar…

Ben teşekkür ediyorum davetimize icap ettiniz, bizi feyzlendirdiniz. Rabbim bu güzel ilim, irfan ve sanat yolunda ayağınıza taş değdirmesin…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün