Deneme

Hesap Sorucu Olarak Sana Nefsin Yeter

İnsan yeryüzünün halifesi ve en güzel şekilde yaratılmış varlığı. Akıl nimeti verilmiş ve irade nimeti ile tercihte bulunabilme hürriyetine sahip en şerefli mahlukat. Tabi bir de nefsi var. İnsana ölümüne kadar eşlik eden bir nefis. Bazen kötülüğü emreder bazen iyiliği. Aslında insanın kendisidir nefsi. İradesiyle ya iyiliği seçecektir ya da kötülüğü. Müminin nefsi ile olan bağı çok başkadır. Çünkü nefis müminin hayatının ve imtihanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Peki kimdir mümin ? Cenabı Hakk’ın ifadesi ile “Muhakkak ki müminler kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler. Faydasız söz ve davranışlardan da uzak dururlar.”(1) Belirli şartlara bağlı olarak kurtulan kişi diye tanımlıyor bizi yaratan Rabbimiz. Yani nefsine namazı huşu ile kılabilmeyi, faydasız söz ve davranışlardan uzak kalabilmeyi öğretebilmiş kişidir mümin. Nitekim yine Kur’an-ı Kerim’de kurtuluşa erecek olan müminler şu vasıflarla tanıtılır: Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır. (2)

Seleften birinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ben, Asr Sûresi’nin manasını, bir buz satıcısından öğrendim. Çünkü o satıcı bağırıyor ve “Ana sermayesi eriyip yok olan şu adama merhamet ediniz! Ana sermayesi eriyip yok olan şu adama merhamet ediniz!” diyordu. Bunun üzerine ben, Asr Suresi’nde yer alan “Şüphesiz ki insan zarardadır.” ifadesinin manası işte budur, dedim. Çünkü artık insanın üzerinden ikindi de geçiyor, böylece ömrü bitiyor, ama insan henüz bir şeyler kazanmış değil; o halde insan ziyandadır…

Evet Fahreddin Razi’den kaynak edilen bu olay bize büyük dersler göstermektedir. Gerçektende zaman eriyen bir buz gibidir. Buz eridikçe tükenir, tükendikçe yok olur ve sonunda sahibine zarar ettirir.

İşte bizim buza benzeyen hayat sermayemiz de, anbean erimekte ve sona doğru gelmektedir. Bu nedenle eriyen hayat sermayemizi en faydalı şekilde değerlendirmemiz ve bu ticareti en kazançlı biçimde sona erdirmemiz gerekmektedir. Böyle yapmadığımız takdirde sermayemiz tükendiği için yeni bir mal alamayacak ve daha sonraki hayatımızda hep ziyan içinde yaşamaya mahkûm olacağız.

Yine nefsimizle olan bağımızda Efendimiz (s.a.v) bizlere şöyle yol gösteriyor

Faydasız işleri terk etmesi, bir kişinin iyi Müslüman olduğunu gösterir.”(3) Buradan anlıyoruz ki insanın nefsi faydasız işler ile uğraşmayı da isteyen bir nefis. İyi Müslüman olabilmek için bu noktada nefse karşı bir mücadele içinde olmamız gerektiği de aşikar olmaktadır.

Zira İslam, hayatımızın her alanında faydalı şeylerle meşgul olmamızı emreder. Yaratılış amacımıza uygun olarak faydalı ve salih amel işlemeye teşvik eder. Dünya ve ahiret için faydalı olmayan, ömür ve gayret israfına yol açan işlerden de uzak durmamızı öğütler. Akıp giden ömrümüzün içerisinde nefis muhasebemizi yaparken şu sözlerin de bize yol göstereceği kanaatindeyim:

Bir yılın değerini anlamak için:
Final sınavını geçememiş bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini anlamak için:
Erken doğum yapmış bir anneye sor.
Bir haftanın değerini anlamak için:
Haftalık bir gazetenin editörüne sor.
Bir saatin değerini anlamak için:
Buluşmak için bekleyen aşıklara sor.
Bir dakikanın değerini anlamak için:
Treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sor.
Bir saniyenin değerini anlamak için:
Bir kazadan sağ çıkan birine sor.
Bir milisaniyenin değerini anlamak için:
Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanmış birine sor.

Gerçekten de öyle. Nefsimize vaktin kimse için beklemediğini ve sahip olduğumuz her dakikanın kıymetini bilmemiz gerektiğini sürekli olarak tembih etmemiz gerekiyor.
Nihayete yaklaşırken nefsimizle olan bağı bize belki de en net şekilde ifade eden ayet-i kerimeyi zikretmemizin de meseleyi daha iyi anlamamızda faydalı olacağı kanaatindeyim. Rabbimiz İsra Suresinde buyuruyor ki
“Oku şimdi kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter.” (4)

Ömür sermayesini tamamlayıp ahirete ulaştığımızda, ömrümüz boyunca bize yoldaşlık eden nefsimizin hesap sorucu olarak karşımıza çıkacağını buyuruyor Rabbimiz. Yani aslında nefsimiz iyi kötü her anımıza şahitlik etmiş olan bir ayna hükmünde bizim için.

Dua ve temenni olarak ömür sermayemizi hayrın peşinde koşarak, dünya ve ahiret için faydalı işler yaparak geçirelim. En sevgilimiz, yegane örneğimiz Efendimizin (s.a.v) şu duasını da dilimizden ve kalbimizden düşürmeyelim: Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım. (5)

1-Mü’minûn, 23/1-3.
2-Asr, 103/1-3.
3-Tirmizî, Zühd, 11; İbn Mâce, Fiten, 12.
4-İsra 17/14.
5-Müslim, Zikir, 73

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün