Hatırlı Satırlar

Gönül Saatini Kur

Sabah namazının değerini anlamak için ona iştirak etmek ve O kıymetli zamanda Allah’ın huzurunda bulunmak gerekir. Güne Sabah namazı ile başlamak çok güzel bir manevi moral dir.

Bediüzzaman hazretleri bu durumu şöyle ifade eder, “Namazda ruhun, kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.” İşte bu maddi ve manevi moralin hikmetlerinden birini şu Hadis-i şeriften anlıyoruz, “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir.” (Müslim, Mesacid; 262) Böylelikle kişi sabah Rabbiyle buluşmasının ardından kazandığı büyük himmet ile bu imtihan sahasında 1-0 önde başlamış olur…

Şahitli Namaz

Naklettiğimiz Hadis-i şerifin bir başka rivayetinde de sabah namazını cemaat ile kılmanın da çok önemli olduğu ifade edilir. Çünkü Sabah namazı “şahitlidir” tefsircilerin beyanına göre gece melekleri ile gündüz melekleri sabah namazında buluşur, hep birlikte Sabah namazının kılındığına şahit olduktan sonra gündüz melekleri kalır gece melekleri ise semaya yükselirler. (İsra Suresi:78) Önce Allah’ın ve sonra meleklerinin şahitliği ve Allah’ın Müslüman kullarının bir arada omuz omuza kıldıkları namazlar onlar için en büyük şahitliği oluşturur.

Edası En Büyük Mutluluk; Kazası İse En Derin Üzüntü

Sabah namazını düzenli bir şekilde kılan, büyük bir huzur ile hayatına devam ederken bir vakit kaçırdığı zaman ise derin bir üzüntü duyar. Çünkü günü büyük bir noksanlık ile başlamış olur. “Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan” sözleri tanıdık gelmiştir. Bu mısralar Sultan III. Murat Han Hazretleri tarafından yazılmıştır. Eserin güftesi ve bestesi insanın içini titretir. Çünkü bu eserin yazılış nedeni çok farklı. Sultan bu sözleri bir sabah yatağında iki büklüm halde pişmanlık içinde yazmıştır. Peki neden ?

Nedeni Allah korkusudur, bunu hissettiren ise o sabah kaçırdığı namazıdır… Ne gariptir ki, bir sabah namazı için bu beste yapılmış. Bu sayede tevbe edilmiştir. Kaçırdığımız namazlarımıza bırakın beste yaparak pişmanlığımızı dile getirmeyi, gözümüzden bir damla yaş bile dökmekte zorlanıyoruzdur. Var mı böyle içten bir tevbe edenimiz? Allah ona rahmet eylesin, bu mısralar hepimize güzel bir ibret olarak kalmıştır.

Kişinin böyle bir durumda kalbinden bir sonraki Sabah namazına kalkma hususunda söz alması ve kalkamadığı vakit için özellikle tövbe edip onu kaza etmesi gerekir. İnsanoğlu hataya meyillidir ancak hata yapanların en hayırlısı hatasından dönenler, çokça tevbe edip hatasına üzülen ağlayanlardır. (Tirmizî, Kıyâmet, 49/2499; İbn-i Mâce, Zühd, 30)

Gönül Saati

Sabah vakti kişide yorgunluğun, uykunun, üşengeçliğin en ağır bastı zaman dilimidir. Sıcak yatak, yumuşak yastık ve buna karşılık abdest için evde bulunan soğuk su şeytanın en önemli vesvese aracıdır. Kişi böyle bir tuzağa düşmemek için öncelikle ta gece yatmadan evvel “Gönül saatini” yani gönlünü kurmalıdır. Gönül eğer kurulmazsa soğuk yatak da olsa sert yastık da olsa sıcak su da olsa kişi alarmı da duysa yine bir şekilde nefsi kalkmamanın bahanesini bulacaktır. Gönül saatini kurmanın da belli aşamaları vardır. Öncelikle kişi namaz kılmanın ne kadar önemli olduğunu idrak etmelidir. Namazın “Dinin direği” (Acluni, Keşful Hafa, II/31) olduğunu bilmeli ve namaza kalktığında Kimin huzurunda durduğunu bilmelidir. Yaratılış gayesinin yalnızca Allah’ı tanımak ve ona kulluk etmek olduğuna inanmaktır. Eğer kişi gönlünde bunları bulundurmazsa; Rabbini doğru tanımazsa; ne de olsa Allah affeder, daha gencim, zamanım yetişmiyor çalışıyorum, çalışmak da ibadettir, nefsime bir türlü söz geçiremiyorum, kılacağım ama ne okunacağını bilmiyorum, üzerim müsait değil, iş yerinden izin vermiyorlar gibi sözlere müptela olacaktır. Lakin kişi Rabb’inin buyurduğu şu ayet-i kerimeyi gerçekten ihlaslı bir şekilde anlarsa bu bahanelerin çok önemsiz şeyler olduğunu ve iman etmekten sonra en önemli ibadetin namaz olduğunu anlayacaktır:

“Müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir ve yine Müminler öyle kimselerdir ki onlar namazlarını dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden harcayan kimselerdir.” (Enfal:2-3)

 Cenab-ı Allah’ın Müddessir Suresinde buyurmuş olduğu bir ayeti kerimede de “Cennetin içerisinde olan Müminler, mücrimlere (Cehennem ehline) “Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?” diye sorarlar. Cehennemdekiler şöyle cevap verirler, “Biz namaz kılanlardan değildik ve yoksulu da doyurmuyorduk.”  Bu ayet-i kerimelerin ışığında namaz kılmamak kişiyi cennetin güzelliklerinden de mahrum kalmasına sebep olacak bir hata olabilir çünkü rivayette Cabir b. Abdullah’ın işittiğine göre Rasulüllah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle demiştir: “Kişi ile şirk ve küfür arasında (engel olarak) namaz vardır (ve namazın terk edilmesiyle bu engel kalkar.)” (Müslim, İman, 134.) Yani şirk ve küfrü eli kanlı düşmanlar olarak düşünelim, onlar ile aramızda büyük bir set var. Düşmanlar bu setin ihtişamından ve kuvvetinden bize zarar veremiyorlar. İşte bu koruyucu set “Namazdır”. Çünkü namaz kişiyi kötülüklerden de fuhşiyattan da her türlü münkerden de alıkoyar. O set aradan kalkarsa düşmanın eline geçmiş olur kişi, düşman ise şeytandır, küfürdür, şirktir. Böylelikle namazın hayatımızda ne kadar büyük bir rol oynadığını anlamış bulunuyoruz.

Sünnet-i Seniyye’ye Bağlılık

Sabah Namazının değerini bir hadis-i şerif ile daha yakından inceleyelim: Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz sabah namazının sünneti için: “Düşman süvarisi kovalasa bile sabah namazının iki rekât sünnetini terk etmeyin” (Ebu Davud, Salât 291); “Sizi atlılar kovalayacak bile olsa o iki rekâtı terk etmeyin.” (Buharî, Teheccüd 27; Müslim, Salâtu’l-Müsafirin 96) buyurmuştur. Rabbimizin ve sevgili Habibinin bu uyarılarını okuduktan sonra hususen sabah namazı ve beş vakit namazı ve diğer nafile namazları kılmada kişi nasıl da gevşeklik gösterir de sadece “benim kalbim temiz” demek ile Müslümanlığın kifaye geldiğini düşünebilir. Namazı Rabbimizle en önemli iletişim kaynağı olarak görmeli. ailem ne der, çevrem nasıl karşılar, tesettürlü değilim ama, yahut çok işim var gibi dünyalık engelleri yine Rabbine arz edecek ve onun yardımı ile aşacaktır. Namaz kılan kimsenin diğer noksanları da zamanla düzelecek Rabbine itaat etmede kalbi ısınacaktır.

Kulluk Vazifesi Herkese Farzdır

Hz. Fatıma, henüz süt emmekte olan Hz. Hüseyin hastalandığı için sabaha kadar uyuyamamıştı. Hz. Hüseyin sabaha doğru bir ara uyur gibi olduğunda, Hz. Fatıma bulduğu ilk fırsatta kâinatın sahibine yönelerek sabah namazını kılmıştı. Sonra, camide sabah namazını kıldıran Peygamber Efendimiz, âdeti üzere onun evine gelmişti. Hz. Fatıma’yı uyur vaziyette görünce, onun sabah namazını kılmadığını sandı ve “Ey kızım Fatıma! Babam Peygamber diye güvenme Rabbine karşı kulluk vazifeni yap, Eğer Allah’tan nefsini satın alamazsan vallahi ben bile senin namına hiçbir şey yapamam…”  buyurdular. (Müslim, İman,89)

Önce Tedbir Sonra Tevekkül

Enes b. Malik’in rivayet ettiğine göre: “Bir adam Peygamber Efendimize (sallallahu aleyhi vesellem) “Ey Allah’ın Resulü! Devemi bağlayarak mı yoksa salıvererek mi Allah’a tevekkül edeyim?” diye sordu. Peygamber Efendimiz ise “Deveni bağla, sonra Allah’a güven ve dayan” diye cevapladı. (Tirmizi Zühd, 2517)

Gelin hep beraber Sabah namazımızı ve diğer namazları kılma noktasında Gönül saatimizi kuralım ve elimizden gelen tüm tedbirlere baş vurup Rahman’ın huzuruna varalım…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün